Yeni bir dil öğrenmek üzerine bir yazı


Uzun zamandır arkadaşlarıma bu konu ile ilgili bir mail atma hazırlığı içindeydim. Fakat istedim ki bunu herkes okusun ve faydalansın. Eğitimimi İspanyolca üzerine almış olmama rağmen Almanya'da geçirdiğim 3 yıl bana bir üniversitenin öğretebileceklerinden daha fazlasını öğretti.
Bu yüzden örneklerimi Almanca öğrenme üzerine vereceğim.
Dil öğrenmenin binlerce sebebi olabilir. Bu sebepler arasında o dilin konuşulduğu ülkede yaşama amacından tutun da sadece keyif için öğrenmek de olabilir. Sebep ne olursa olsun amaç aynı: Dil öğrenmek. 

Ben Almanya' ya A1 seviyesinde Almanca bilerek geldim. Çeşitli uğraşlar sonunda İstanbul'da Goethe Enstitüsü'ne kayıt oldum ve 4 ay boyunca her haftasonumu Almanca'ya adadım. Burada ufak bir uyarıda bulunmak istiyorum (tabi her şey aynı mı devam ediyor bilmiyorum) Goethe Enstitüsü'nün kayıt günü sadece bir gündür, bu yüzden sabah erkenden orada olmakta fayda var. Aksi takdirde istediğiniz kursa yazılamama gibi bir durum söz konusu olabilir. 

Augsburg'a ilk geldiğimde kimsenin benimle Ingilizce konuşmayacağını anlamam çok uzun sürmedi. Birkaç hafta içerisinde neden apar topar kursa başlamam gerektiğini anlamıştım. Kimisi canı istemediği için cevap vermiyor, kimisi ise bilip de çekindiğinden konuşmuyordu. Ben hemen bir kurs bulup A2 seviyesinden öğrenmeye, Istanbul'da kaldığım yerden devam ettim. Burada hemen ufak bir parantez açayım: Almanya'ya göç ettiğiniz zaman  Almanya size 3 yıl dil öğrenme süresi veriyor. Bu da demek oluyor ki Almanya sizden 3 yıl içinde B1 seviyesine gelmenizi ve vatandaşlık sınavını geçmiş olmanızı bekliyor ki verdiğiniz kurs paralarının yarısını size iade edebilsin. Bu bilgiye BAMF'ın sayfasından, buradan ulaşabilirsiniz.

Ekim ayında başladığım kursta 6 ay içerisine B1 sevıyesine gelmiş ve vatandaşlık sınavını geçmiştim. Sonraki 6 ayda ise C1 seviyesini bitirebilmek için çabaladım. Peki Almanca'yı bir yıl gibi bir sürede nasıl öğrendim?
İlk avantajım her gün gittiğim bir işimin olmamasıydı. Kurs sonrasında gidip öğretmenlik mesleğime devam edebileceğim bir kurs bulmuştum fakat bu bahsettiğim çok kısa çalışma saatleri elbette. Bu yüzden Almanya'daki ilk senemi sadece dil öğrenmeye adadım diyebilirim. Yıllardır sınıfın öteki tarafında durmaktan diğer tarafında olmayı unutmuştum, bu yüzden o bir yıl aslında keyifli geçti diyebilirim.

İlk işim Almanca ile içli dışlı olmak oldu. Yeni bir dil öğrenmeye başladığınızda, kendinizi o dile sarıp sarmalamanız gerekir. Sadece kitap okumaktan bahsetmiyorum, hatta benim gibi o dilin kendi ülkesinde yaşamıyor olabilirsiniz. Artık teknoloji hayatımızın bir parçası ve çoğu zaman bir uzvumuz haline geldi. Öyleyse nimetlerinden faydalanalım! 

Peki bunu nasıl yapacağız?

1. Telefonunuzu ve Sosyal medya hesaplarınızı Almanca yapmakla başlayın:

Farkında olmadan birçok kelime öğreneceksiniz. Hatta bu kelimeleri ne sıklıkta kullandığınızı farkedince çok şaşıracaksınız.

2. Televizyon:

Netflix gibi platformlarda Almanca dilinde seyredebileceğiniz birçok film ve dizi var. Fakat Alman televizyonlarının Mediatek dedikleri online paltformlarından zevkinize uygun birçok program bulabilirsiniz.
Benim severek izlediğim programlardan bazıları şu şekilde:

  • Quarks & Co (Bilimsel konuları güzelce anlatan bir belgesel serisi)
  • Karambolage ( Alman-Fransız ortak yapımı muhteşem program. Güncel konuları ele alıyor ve merak edilen birçok soruya yanıt buluyor)
  • Tatort (Almanların 1970'ten beri çekilmeye devam edilen polisiye dizisi. Her bölümü başka bir şehirde geçiyot. Hepsini izlemek şart değil elbette fakat bazı bölümlerin konusu bir harika!)
  • Netflix: Ikınci Dünya Savaşı filmlerini seyrederek de epeyce yol katedebilirsiniz.
  • Neo-Magazine (B2 seviyesinden itibaren başlamakta fayda var yoksa zor geleceğini düşünüyorum)
3. Dergi:

Okumak! Sonunda! Peki ne okuyacağız? Kimse sizden oturup Faust'u bir çırpıda okumanızı ve anlamanızı beklemiyor, ki bunu zaten yapmayın. Bu sizi dilden soğutur ve uzaklaştırır. Keyif almanın yolunu bulmak bence burada mühim olan. Dergi okumak size konu yelpazesi ile çok fazla seçenek sunar. Öncelikle istediğimiz konudan, sayfadan okumaya başlayabiliriz. Ben Almanca okumaya Deutsch Perfekt dergisi ile başladım. Dil öğrenenler için özel hazırlanmış bir dergi. Her seviye için uygun bir yazı var. (Ecos, Spotlight vb. bu derginin başka diller için yazılmış olanları.) Bu dergilere kağıt üzerinde ulaşmanız zor olacaktır bu yüzden internetten üye olmanızı tavsiye ederim. Bu derginin başka güzel bir özelliği ise 'Wort des Tages' adında bir uygulaması olması. Her gün telefonunuza yeni bir kelime gönderiyor.

Benim okumaktan keyif aldığım başka bir dergi ise Psychologie Heute. Psikolojiye olan ilgim beni bu dergiye yöneltti. İlustrasyonlar ve seçilen konuları harika. Güncel konulardan ve duygulardan bahsettiği için fazlaca kelime öğrenebilirsiniz. 

Bunun dışında bedavaya edindiğim aylık çıkan Bio Markt dergileri ve Eczaneden istediğim Umschau dergisi. Bunlar sadece yemekten veya hastalıklardan bahseden dergiler değil. Konular her ay değişiyor. Yazıların çok uzun olmaması da bir avantaj bence.

4. Hörbuch:

O da ne? Sesli kitap. Avrupa'nın başka ülkelerinde bu kadar çok sesli kitabı daha önceden başka bir yerde görmemiştim. Ben seslı kitaplara genellikle yaşadığım şehrin kütüphanesinden ulaşıyorum. Fakat eğer Türkiye'de iseniz sesli kitaplara ulaşmak aslında o kadar da zor değil. Audible, Storytel gibi uygulamalarda çokça sesli kitap bulabilirsiniz. Spotify Premium ile de bazılarını bulmanız mümkün. Bunlardan birkaç tanesini aşağıya ekliyorum: 


Aklınızda şöyle bir soru olabilir: Başlangış seviyesindeyim, derdimi bile anlatamıyorum fakat yine de dinlemeli miyim? Evet dinlemelisiniz. Hatta kitabın baskısını bulup aynı anda takip ederek dinlemelisiniz ki telaffuzunuz da düzelsin. Bu alıştırmadan beklentiniz kelime öğrenmek değil melodi öğrenmek olmalı. Almanca için her ne kadar kaba saba bir dil dense de ki ben katılmıyorum, bu dilin de her dil gibi bir melodisi var. 
(*Hayır bu uygulamaların hiçbirinden reklam almadım.)

5. Arkadaş edinmek ve Tandem:

Almanya'dasınız, Bayern'de yaşıyorsunuz ve arkadaş edinmek en doğal hakkınız, hatta öğrendiğiniz dili pratiğe dökmek heyecanı içindesiniz. Fakat olmuyor, Almanlar arkadaş olmuyor! Bu acı gerçeği elbette ki sizinle paylaşacağım, hatta bir ekleme yapacagım: Buna alışın :) 
Mesafeli olmak, planlı yaşamak burada kültürün bir parçası. Hatta onlarla buluşmak, son dakika planları yapmak mümkün olmayabilir. Siz önümüzdeki hafta buluşalım mı diye sorduğunuzda hayır cevabını alırsınız çünkü o haftasonunun planı 3 ay önceden yapılmıştır. Bu duruma ne kadar kızsanız da iki aya kalmaz alışır hatta siz de bu kültürün bir parçası haline gelirsiniz. 

Peki nasıl olacak? Tandem.
Kendinize bir Tandem edinin. Tandemden kastım bir konuşma partneri. Bu partneri bulmak elbette kolay değil fakat ben size tabi ki yöntemlerini anlatacağım. Öncelikle Facebook'tan başlayabilirsiniz. Bulunduğunuz şehrin adını yazarak Stammtisch (Buluşma) diye arattığınızda sanıyorum ki bir şeyler bulacaksınızdır. Bulamazsanız sorun değil, Kütüphane, kafe gibi yerlerin panolarına not bırakabilirsiniz. Diyelim ki Tandem buldunuz, öyleyse hazır olun siz de ona bir konuda (genellikle en iyi yapabildiğiniz bir şey olmalı) yardımcı olacaksnız.

6. Kelime öğrenmek:

Dilbilgisi sular seller...geldik kelime öğrenmeye. İşte tam buraya fiil sorunsalını sıkıştırıyorum. Almanca bence bir fiil dili :) Ne kadar çok fiil bilirseniz o kadar çabuk ilerleme kaydedersiniz. 
Ben nasıl kelime öğrendim kısmına gelecek olursak: Defter tuttum. Kelime için ayrı bir defterim oldu. Okuduğum, duyduğum, ilgimi çeken her şeyi not ettim. Olay bundan ibaret değil tabi ki. Yıllardır öğrencilerim için kullandığım Quizlet uygulamasını kendimde de denedim ve sonuç: Ta taaa! Konuşuyorum!
Kelime öğrenmek hiç bu kadar kolay olmamıştı. Yaptığım kelime listelerini Quizlet'e geçirip sonra da oyun oynadım. Bunu yapmak zor gelirse Pons'un her seviye için hazırladığı kelime kartları kutusu var, onu da edinebilirsiniz.

7. Dilbilgisi:

Bunun dışında önerebileceğim birkaç şey kaldı aslında. Dilbilgisini evde tekrar etmek isterseniz, önerebileceğim kitaplar şu şekilde:

Grammatik B
Grammatik C

A2 seviyesinden itibaren Almanca'dan Almanca'ya sözlük kullanmak işinizi kolaylaştıracaktır. Müzik, haber, radyo dinleme kısmını kendiniz bulmanız gerekiyor. Fakat ben yine de yakın bir zamanda bir Spotify listesi iliştireceğim buraya. 

Haberleri yavaş dinlemek için: DW.

Dil öğrenmek gördüğünüz gibi emek isteyen bir iş. Özellike sınava girip örneğin yazı yazma kısmını halledemeyenlere ufak bir tavsiye: ana dilimizin üstünde bir seviyede başka bir dilde konuşamıyoruz. Kendi dilimizde kendimizi nasıl ifade ediyorsak diğer dillerde de aynısı olacak. O yüzden sorun yaşadığınız yeri bulup o kısmı ana dilinizde tamir etmek bence en büyük adım. 
Yakında İspanyolca için önerilerimle tekrar burada olacağım. Şimdiden kolay ve keyifli bir öğrenim dilerim! Tschüss!


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

4 dil 1 bavul

Venedik, 2014 ve 2020